Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

AVCI MUHABBETİ

Çulluğun Gizemi

Aylardan Aralık, yıl 1996, yıllık iznimin 10 gününü kullandım. İznimi geçirmek üzere memleketim olan Bandırma'nın Bezirci Köyüne baba ocağına gitmek üzere çocuklarla beraber hazırlığımızı yapıyoruz. Hepimizde bir heyecan! Eşim çocukların giyimiydi, gerekli olan malzemelerdi, derken bir yandanda bana kızıyor yardım etmiyorsun diye! Bense benim ihtiyaç duyabileceğim teşkilatı hazırlamaya çalışıyorum. Sırt çantasına tüm av için gerekli olabilecek ekipmanları yerleştirme ye çalışıyorum. Arabamızı yavaş yavaş yerleştirmeye başladık. Bagaj doldu, içeriye de eşyaların bir kısmını koyduk ancak kendimizin binebileceği kadar boşluk kaldı. En önemli malzemeye yer yok. Boncuk o kim. ismini kızımın verdiği, eskilerin değimiyle elimizde büyüyen ve eşimin de çok sevdiği ustalığını atalarından alan ve dostum Alman BRAK'I köpeğim. ''Olmadan Olmaz'' sözünden yola çıkarak güç bela eşimin ayaklarının yanında ön koltukta seyahat etmeye razı ettim. Akşam üzeri bir yandan yağmur yağıyor bir yandan da soğuk alabildiğine kendini hissettiriyor.

Sabah mı? Gidelim Şimdi mi yola çıkalım diye karar veremiyoruz. Altıncı hissim akşamdan diyor. Ve hayırlısı ile yolculuğumuza çıktık. Gelibolu-Lapseki arası vapur ile yolculuğu müteakip akşamın karanlığında yavaş yavaş baba ocağına geldik. Eller öpülüp sıcak sohbetler edildikten sonra istirahatımıza çekildik. Sabah amca oğlu Murat'ın haykırmasıyla uyandım. Oğlum buraya uyumaya mı geldin? Saate baktım yedi civarı,dışarıya bakmak için perdeyi araladım, bir anda ne uyku kaldı, nede üşümenin vermiş olduğu ürperti. Anında içimden ateşler yanmaya başladı. Dışarıdan müthiş bir kar fırtınası yerdede diz boyuna kadar kar işte bu bizim havamız dedim. Alel acele giyindim kahvaltı faslı derken annem bir yandan hanım bir yandan bu havada hiçbir yere gidilmez dedi deli olan dışarı çıkar, diye serzen işlerle caydırma girişimlerinde bulunuyorlar. Bende, ''Kurt sisli havayı sever,'' diye atıfta bulunuyorum. Babam Erdem eski kurtlardan olduğu için beni teşvik ediyordu. Hazırlığımızı yaptık. Murat ve ben, Boncuk ve Reks sevinerek heyecanla yola çıktık.. Köyümüzün içersinden geçerken başımızı kaldırıp yolumuzu göremeyeceğimiz kadar tipi vardı, fakat köyümüzün dışından pırıl pırıl bir hava ama yumuşacık kar yağıyor oh ne ala. Köyümüzün avlaklarında ne arasan o vardır. Havasına ve zamanına göre Keklik, Çulluk, Bıldırcın, Üveyik, Ördeğin envaiçeşidi Tahtalı, bağırtlak...vb. Amca oğlu çulluk havası dedi. Bende başımla tastik ettim. Eski fundalık yüksek kamışların ve böğürtlenlerden arındırılmış altı -yedi km.lik risksiz bir avlak, köpeklerimiz zevkten dörtköşe. Aramaya başladık. Yeni yeşermeye başlamış diz boyu kamış,böğürtlenlik dipleri ikiparmak şıpırdan su, Reks, olgun ve sakin, Boncuk, hızlı ve usta birbirleriyle rekabette ustalıklarını kanıtlarcasına ikiside fermaya geçti. İşte dedim kendi kendimize zevk bu ''KAP'' diye komutu gönderince ikiside sazlıklara hamle yaptı ve çatırtı ile iki tane çulluk biri sağa biri sola Murat sağdaki dedi bende soldakini tercih ettim aynı anda tek bir patlama sesi Boncuk koştu ve aldı geldi Reks'in zayıf ta rafı avın başında bekleme alışkanlığı var. Murat'ta gidip kendisialdı, ama Boncuğu görünce mest oldu. Reks'e bağırıyor ders al çömezden diye. Köpekler arasındaki rekabet yavaş yavaş bize de sirayet etmeye başladı. Sen fazla vuracaksın ben fazla vuracağım diye. Bir ara dört-bir öne geçmeme rağmen Murat beraberliği yakaladı. Ufak bir strateji hatası yaparak kendimizi başka tarafa yönlendirdik. İşte ne olduysa ondan sonra oldu. Dostum Cengiz'in deyimiyle başkada "CONCORT'la" karşılaşmadık. Dönüş yolunda tatlı rekabetimize son noktayı koyduk. Bizde adettir, avını yanına astı isen köyümüzü boylamasına ve kahvehanelerin bulunduğu yerden geçeceksin, asamadı isen hiç kimsenin göremeyeceği en kestirme yoldan eve gideceksin. İşte o gün göğsümüzü gere gere kahvehanelerin önünden geçmek nasip oldu. İYİ AVLAR DOSTÇA KALIN... Halil ARSAN